eski yıla veda yeni yıla merhaba

Eski yıla veda yeni yıla merhaba

Yeni yıl, herkes için ayrı bir heyecan, ayrı bir anlam taşır. Herşeyden önce, yenilenme hissi uyandırır insanda. Eski yıldan yarım kalan ne varsa, bu yıla devredilir. Zaten yeni yıl, başlı başına umut demektir. Ertelediğimiz, olmasını istediğimiz her ne varsa “Belki bu yıl olur.” umududur bu. “Belki bu yıl şeytanın bacağını kırarım!”  beklentisidir. Her yeni yıl, para, sağlık, mutluluk, esenlik gibi yeni dileklerle başlar. Ülke olarak  sıkıntılı bir yıl bırakıyoruz ardımızda. Pek çok şeyi önce kendimizden başlayarak değiştirmek lazım galiba. Gelen yılın, giden yılı aratmaması […]

simli kart

Simli Kartım Geldi

        “Simli Kart” başlıklı yazım çok sevdiğim kuzenim Kemal’e de geçmişi hatırlatmış olacak ki, eşiyle birlikte bana simli kart göndermişler.         Duru, eve erken gelmiş. Önce, O görmüş zarfı, almış. Ben, eve gelince de “Sana yemekten sona bir sürprizim var.” dedi. Okuluyla ilgili bir şey söyleyeceğini düşünmüştüm açıkçası. Yemek yerken zarfı verdi.         Üzerinde ismimi gördüğüm gönderen ve sayın kısımları tıpkı eskisi gibi dolma kalemle yazılmış zarfı görünce önce çok şaşırdım ardından da ağlamaya başladım. […]

Takintili kişiliğimiz

Takıntılı Kişiliğimiz

           Ah şu takıntılarımız! Aklımıza durduk yerde gelen, saçma olduğunu bilmemize rağmen yine de tekrar tekrar yapmaktan veya düşünmekten kendimizi alıkoyamadığımız hastalığımız. Yani takıntılı kişiliğimiz..        Adı gibi, bir şeye taktık mı takarız bir kere! Kafamız bir yere kilitlenir. O saatten sonra artık ne deseler boş.        Her birimizin farklı takıntıları vardır. Ama illaki vardır. Evden çıkmadan önce ocağı kapadım mı kapamadım mı? Arabayı kilitledim mi kilitlemedim mi? Ütünün fişini çektim mi […]

altın günü

Altın Günleri

       Altın günleri, telaşelidir ama kadınlar için vazgeçilmezdir. Haftada ya da ayda  bir kişinin evinde toplanılıp, hazırlanan pasta, börek ve kurabiyeler eşliğinde ayın şanslısı seçilmiş ev sahibine altın vermek suretiyle yapılan ev gezmeleridir. Yapılan masraflar, genelde gelen altından fazladır. Ama bunun hiç bir önemi yoktur.     “Komşular Günü” konseptiyle bir araya gelen kadın iştirakçiler, bir sonraki hafta da, “Site Günü” konseptiyle başka bir evde toplanabilir. Bu çeşitlilik sebebiyle bir bayanın pek çok günü olabildiği için, ayın dört haftasının da farklı […]

İş=Güç Olunca

       Hayatımızın National Geografic’de yayınlanan, vahşi doğa temalı belgesellerinden farkı kalmadı artık. Tam bir hayatta kalma mücadelesi içerisindeyiz. İş hayatı başlı başına sıkıntılı zaten. Bir de sizi yansıtmayan ya da size bir şeyler katmayan bir işte çalışıyorsanız, vay halinize. İş bulamama sürecini atlattıktan sonraki ikinci bunalım evresine, hoş geldiniz.      Genel olarak maddi açıdan mecbur olduğumuz için çalışırız. Aynı zamanda ‘Bunca sene bu kadar okudum; tabii ki de çalışacağım’ hisleri de bizi çalışma hayatına zorunlu olarak iter. […]

içerde

İçerde

           Bugün günlerden ‘İçerde’ diyenlerden misiniz sizde?         Ben de seviyorum o diziyi. Alışılmış dizilerin tersine şaşırtıcı ve sürükleyici. Benim gibi, dizileri ve filmleri ciddiye alarak, gerçeklik hissiyle izleyenler için insanı hop oturtup hop kaldıran bir senaryo yazmışlar. Oyuncularını da başarılı buluyorum. Dizi de Sarp ve Mert kendi doğrularına rağmen içerde kalabilmenin derdinde.         Çoğu zaman, aman dengeler bozulmasın, aralar açılmasın diye içerde kalma mücadelesi veririz biz de. Dışarda kalırsak, dışlanırız, […]

Simli Kart

      Yeni yıl denilince benim ilk aklıma gelen şey hala o simli yeni yıl kartlarıdır. Dokundukça ellere yapışırdı o simler. Ne günlerdi.. Şimdiki çocuklar bilmez ama eskiden insanlar, bayramlarda ve yeni yılda uzakta yaşayan akrabalarına yahut arkadaşlarına kart gönderirlerdi.      Üzerinde geyik, Noel Baba, çam ağacı resimleri olan o simli kartların büyüleyici bir yanı vardı benim için. Simler en çok çam ağaçlarının üzerinde olurdu. Onlara dokunmayı çok severdim. Çam ağacının altındaki kutulardaki hediyelerin ne olduğunu tahmin etmeye çalışırdım. Noel babanın […]

ah

Ah..

      Acının dili yok, ruhu var.      Akşam haberlerini izlediğimde sadece böyle hissettim.      Kalanların gözlerinde acı, yüreklerinde ah vardı. Belli ki çaresizlikleri onlarda takat bırakmamıştı. Giden gitmişti artık. Bunu anlamışlardı. Bu saatten sonra öfkeler anlamsız, isyanlar boşunaydı. Metanetli duruşları, hakim olduklarını sandıkları gözyaşları belli ki içlerine akmaktaydı.     Geride kalmak zordur zaten. Kalmak, kabul etmeye mecbur bırakır insanı. Sabretmeyi öğretir. Kendini türlü bahanelerle avutmayı öğretir.     Eğer acı çeken beden değil de ruhsa, […]

yas

YAS

Dün yaşadıklarımız yine çok üzücü. Vurulduk yine içimizden, can evimizden.. “Bu son olsun” , “Bitsin artık yeter” dedikçe kabus gibi çöküyor üzerimize terör gerçeği. Her defasında daha beter senaryolar yaşıyoruz. Nasıl bir vicdansızlık, nasıl bir kin anlamış değilim.   Bir insan aynı topraklar altında, aynı amaç ve çıkar uğruna yaşar da neyi paylaşamaz anlayamıyorum. Vatan demek, aynı amaç için, aynı bayrak için yaşamak değilse nedir peki? Biz bu ülkeyi canımızla kurmadık mı? Kanımızla, bayrağımızı renklendirmedik mi? Bütün bunları hep birlikte yapmadık […]

kara cuma

Kara Cuma

Son günlerde sık duyduğumuz bir kelime olan ‘Kara Cuma’ , ya da yabancıların tabiriyle ‘Black Friday’ zannımca ‘Alın verin ekonomiye can verin’ mantığı ile yola çıkılmış bir akım. Malum yeni yıl da yaklaştı ya, bu ‘Kara Cuma’ların ardı arkası gelmez artık.  Aslında her şey, aldığımız şeye ihtiyacımızın olduğuna kendimizi inandırmamızla başlar. Ürüne dokunur dokunmaz, o anda karar vermişizdir onu alacağımıza. “ Hımm…gayet güzel ,fiyatı da iyi” gibi düşünce baloncuklarıyla da destekleriz bu fikrimizi. Kredi kartına da taksit oldu mu ,oh […]