23 nisan

23 Nisan

23 Nisan, neşe doluyor insan..

Çocukken benim için 23 Nisan, krepon kağıtlarıyla yaptığımız kedi merdivenleri ile sınıfı süslemek, bando takımıyla birlikte caddelerde yürümek, protokole mikrofon eşliğinde ve ütülenmiş dantel yakamla şiir okumak, TRT 1’ de bütün dünyadan gelmiş çocukların gösterilerini izlemek, “Keşke, onlardan biri de bize misafir olsa..” diye umut etmekten ibaretti.

Bir de folklor kıyafetleri içinde oynadığım yöresel oyunlar vardı tabi.

Tahta kaşıklarla ritim tutturulan halk türküleriyle, sanırım ilk o yaşlarda tanıştım.

Türküye ayak uydurmak için iki adım ileri, bir adım geri şeklinde heyecanla adım atmaya çalışırdım.

O yıllara ait yöresel kıyafetlerle çekildiğim resimler, hala durur fotoğraf albümünde. Gülümsediğim resimlerde ise, ben hep kırmızı şalvarlı kıyafetimle çıkmışım, en çok da okul bahçesinde.

Her baktığımda “Ne günlerdi be!” dediğime göre, güzel ve unutulmaz anlar olarak kaydetmişim onları demek beynime.

 

23 Nisan çocuk

İşin eğlencesinde olduğum için, 23 Nisan’ın çocuklara neden armağan edildiğinden fazlasıyla uzaktım o zamanlar..

O zamanlardan bu zamana pek çok şey değişti. Değişmeyen şey ise, insanların hala barış ve huzur dolu bir dünyada yaşama isteği ve böyle bir dünyayı da çocuklarına miras bırakma hayali oldu.

Hayal oldu; çünkü her geçen gün gittikçe kötüye giden dünyada dostumuzu ve düşmanımızı bilemeden yaşıyoruz.

Böyle giderse de kimseye güvenemeden, yaşamaya devam edeceğiz belli ki..

Elbette, böyle bir dünyayı yaşanılabilir bir dünya ile değiştirebilmek hepimizin temennisi.

Her yıl 23 Nisan’da, makam koltuklarına oturttuğumuz o çocukları, gelecekte de aynı koltuklarda görmeyi umut ediyoruz.

Peki, o koltukların hakkını vererek oturmalarını sağlayacak donanımı onlara gerçekten verebiliyor muyuz?

Yani onları gerçekten iyi eğitebiliyor muyuz?

Mevcut sistemin revize edilmesi için ne kadar çaba sarf ediyoruz?

İşe öncelikle , “Aman, çocuk işte.” deyip geçmeden, yani fidanlar ağaca, ağaçlar da ormana dönüşmeden önce, çocukları gerçekten anlayarak, dinleyerek ve de iyi eğiterek başlanılması gerekir.

Bu şekilde yetişen fidanlar sayesinde, bir zaman sonra mutlaka toprağa da can gelecektir, yeşerecektir.

Yalnızca kendini ve kendi çıkarını düşünmeyecek, ahlaklı, çalışkan, dürüst, bilinçli, hırslarının esiri olmayacak, paylaşmayı bilecek, tertemiz çocuklara ihtiyacı var bu dünyanın.

Şimdi, değişime bir an önce kendimizden başlayalım ve onlara gözyaşlarıyla ıslanmış olmayan bir dünya bırakmaya çalışalım.

Çünkü, sağlıklı nesillerin devamı, geleceğin yetişkinleri olacak bugünün iyi yetişmiş ve eğitimli çocuklarıyla sağlanacak.

Zaten, 23 Nisan da her zaman bu yüzden bayram, bu yüzden armağan olarak kutlanacak.

 

atatürk 23 nisan

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.