anneler

Anne olunca anladım

Anne olunca anlarsın.. “Şimdi böyle söylüyorsun, böyle düşünüyorsun ama anne olunca anlarsın beni.” Yıllarca bu cümle çınladı kulaklarımızda. “Ne olabilir ki, şu anda anlamadığım ama anne olunca anlayacağım o çok önemli şeyler?” diye merak ettik durduk biz de. Terli terli su içme, Odanı topla, Gider gitmez beni ara, Sana güveniyorum ama etrafındaki insanlara güvenmiyorum, Her yüze güleni dost bilme, Tanımadığın biri sana bir şey uzatırsa sakın onu alma, yeme ya da onunla bir yere gitme, Yaptığın banaysa öğrendiğin kendine,  dediler […]

hidrellez

Hıdrelllez

Bu gece hıdrellez.. İstesek de istemesek de mevsimlerden, en çok da güneşten etkileniyoruz biz. Güneş açtı mı içimiz kıpır kıpır. Yaşama sevincimiz bile çoğunlukla güneşe bağlı. İnsan var olduğu müddetçe, geçmişten günümüze, doğayı rehber edinmiş kendine.. Havaların ısınmasını, baharın gelişini coşkulu bir yaşam enerjisi ile kutlamış çeşitli şekillerle, şenliklerle, dileklerle..   Hıdrellez olarak isimlendirdiğimiz bu gece de, dünden bugüne kadar gelmiş bu ritüelin bir bakıma kutlama seremonisi.. Hayatınızın bir döneminde, sizin de bu seremoniye iştirakiniz mutlaka olmuştur. Kimi zaman gerçekleşmesini […]

23 nisan

23 Nisan

23 Nisan, neşe doluyor insan.. Çocukken benim için 23 Nisan, krepon kağıtlarıyla yaptığımız kedi merdivenleri ile sınıfı süslemek, bando takımıyla birlikte caddelerde yürümek, protokole mikrofon eşliğinde ve ütülenmiş dantel yakamla şiir okumak, TRT 1’ de bütün dünyadan gelmiş çocukların gösterilerini izlemek, “Keşke, onlardan biri de bize misafir olsa..” diye umut etmekten ibaretti. Bir de folklor kıyafetleri içinde oynadığım yöresel oyunlar vardı tabi. Tahta kaşıklarla ritim tutturulan halk türküleriyle, sanırım ilk o yaşlarda tanıştım. Türküye ayak uydurmak için iki adım ileri, […]

ozgurluk-heykeli-

Özgürlükler ülkesi Amerika’ya ne oldu böyle?

Yeni Başkan,Yeni Amerika Geçen akşam haberlerde, 5 yaşındaki bir çocuğun Müslüman olduğu gerekçesi ile Amerika tarafından tehdit unsuru sayıldığını; bu yüzden de kelepçelenerek havaalanında bekletildiği haberini izledim. Dehşet verici gerçekten de.. İnsan bütün bu gelişmeleri izlerken, ister istemez “Özgürlükler ülkesi Amerika’ya ne oldu böyle?” demeden edemiyor. Hayret ediyor.  Öyle ya, şimdiye kadar dünyadaki çoğu insanın özellikle de gençlerin hayali bir şekilde Amerika’ya yerleşmekti. Fırsatlar ülkesine adım atabilmekti.   Neden? Çünkü, Amerika şimdiye kadar her fırsatta özgürlük, adalet, eşit fırsat, dayanışma […]

Koku

Koku

Kokunun peşinden.. Bazen burnunuza bir kokunun gelip de, sizi alıp çoook uzaklara götürdüğü oldu mu? Sonrasında her şeyi daha net hatırlayıp, o kokuyla birlikte son puzzle dokunuşu gibi bütün parçaları tamamladığınız. Ya da bir parfüm kokusu duyup, izini aramaya çalıştığınız… “Bu koku!” deyip içinizden, hem aradığınız o insanı bulmak, hem de o anıları tekrar tekrar yaşamak için çevrenize bakındığınız.. O zaman, sanki bir zaman makinesinin içine girmiş gibi, her şeyi hızlı çekimde, tek tek yaşadığınızı hissedersiniz. İnsanlar, şehirler, anılar alelacele […]

ah

Ah..

      Acının dili yok, ruhu var.      Akşam haberlerini izlediğimde sadece böyle hissettim.      Kalanların gözlerinde acı, yüreklerinde ah vardı. Belli ki çaresizlikleri onlarda takat bırakmamıştı. Giden gitmişti artık. Bunu anlamışlardı. Bu saatten sonra öfkeler anlamsız, isyanlar boşunaydı. Metanetli duruşları, hakim olduklarını sandıkları gözyaşları belli ki içlerine akmaktaydı.     Geride kalmak zordur zaten. Kalmak, kabul etmeye mecbur bırakır insanı. Sabretmeyi öğretir. Kendini türlü bahanelerle avutmayı öğretir.     Eğer acı çeken beden değil de ruhsa, […]

yas

YAS

Dün yaşadıklarımız yine çok üzücü. Vurulduk yine içimizden, can evimizden.. “Bu son olsun” , “Bitsin artık yeter” dedikçe kabus gibi çöküyor üzerimize terör gerçeği. Her defasında daha beter senaryolar yaşıyoruz. Nasıl bir vicdansızlık, nasıl bir kin anlamış değilim.   Bir insan aynı topraklar altında, aynı amaç ve çıkar uğruna yaşar da neyi paylaşamaz anlayamıyorum. Vatan demek, aynı amaç için, aynı bayrak için yaşamak değilse nedir peki? Biz bu ülkeyi canımızla kurmadık mı? Kanımızla, bayrağımızı renklendirmedik mi? Bütün bunları hep birlikte yapmadık […]

gül ve kül

Gül ve Kül..

     Çocuklar odaların ortasında el ele tutuşarak beklemişler ölümü..” diye yazıyordu haberin başlığında..Nasıl bir çaresizlik içinde olduklarını düşündükçe dehşete düştüm. Yanarak ölmek!!!     Küçük bir çocuk için, bu hayatta verilebilecek en büyük ceza, bu olsa gerek.Oysa hepsi okumak istemişti.Sadece okumak..Köyden okula yürüyerek geldikleri o patika yolu görünce oturduğumuz yerden aslında onlara ne kadar da uzak olduğumuzu düşündüm. Kim bilir ne hayalleri vardı,neler düşünüyorlardı o zorlu yoldan yürürlerken ..     On iki gül yüzlü çocuğun ihmaller zinciri yüzünden […]

erdal tosun

Erdal Tosun

   Bazı insanları hiç tanımadan da konuşmadan da severiz ya hani. Erdal Tosun da onlardan biriydi benim için..Her ölüm gibi, O da apansızın gidiverdi aramızdan..      İnsanları ağlatmaktan çok güldürmenin zor olduğuna inananlardanım..Erdal Tosun da öyleydi..Belki hiç başrol oyuncusu olarak göremedik onu ama O, hep senaryonun en can alıcı yerindeydi. Bir kelime ederdi..Senaryonun gidişatını değiştirirdi.Asıl başarı da buradaydı zaten..Oyunculuğun sadece yakışıklılık yahut güzel bir vücuda sahip olmaktan ibaret olmadığını gösterdi bizlere performansıyla.      Kendisinin de “Ne olmuş yani […]