zeigarnik etkisi

Yarım kalan şeyler neden unutulmaz?

Zeigarnik etkisi Dilinize takılan bir şarkının, bütün bir gün boyunca kafanızı meşgul ettiği zamanlar oldu mu? Ya da yarıda kesmek zorunda kaldığınız tatilin, tadının damağınızda kaldığı anlar? Çocuklarınızı zorla götürdüğünüz misafirlikte, oyunun en can alıcı yerinde, “Hadi gidiyoruz!” dediğinizde, neden bu sefer de zorla eve getirirsiniz? Okul yıllarından geriye en çok aklımızda kalan konular, neden o zamanlar öğrenmekte en çok zorlandığımız dersler olmuştur? Bir sınav sonrasında, neden çözdüklerimizden çok, çözemediklerimiz aklımızda kalır? İzine çıkarken, neden kafamızı en çok bitiremediğimiz işlerin […]

kirpi ikilemi

Kirpi İkilemi

Çok muhabbet tez ayrılık getirir.. “Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada […]

cep telefonu

Nomofobi

Telefon Bağımlılığı Hadi bakalım şimdi kendimize bir süre tutalım. 15 dakika olsun mesela. Tuttuğumuz bu süre boyunca da, telefonumuza hiç bakmayacağız ama. Kulağa bile zor geliyor, olmuyor değil mi? Nedenini bilemiyoruz ama, ellerimiz sürekli telefonumuza gidiyor. ‘Mesaj mı geldi?’, ‘Mail mi geldi?’, ‘Bildirim mi geldi?’ diye sürekli kontrol etme ihtiyacı duyuyoruz. Hiçbir şey olmasa, ‘Arayan var mı?’ diye merak edip, telefonun ışığını bir yakıp kapatıyoruz. Sonrasında rahatlıyoruz. Günümüzün çoğu hep bu şekilde, telefonumuzu yoklayarak geçiyor işte. Çoğumuzun yaşadığı bu halet-i […]

önyargı

Önyargı

Hiçbirşey göründüğü gibi değildir.. 3 saniye.. Sadece 3 saniye yetiyormuş, ilk gördüğümüz birinin nasıl bir insan olduğuna karar vermemize. İnsanlar birbirlerini tanımadan önce, önyargılarıyla tanışmış oluyor o halde. İlk tanışmamızda, karşımızdaki insanı önce baştan aşağı bir süzüp, dış görünüşüne bakarız. Sonrasında ise kılığına kıyafetine, saçına başına, yüzüne gözüne bakarız. Kendi kıstaslarımıza uyuyorsa ne ala, ama uymazsa hemen bir etiket yapıştırıveririz. “Bu kesin böyle biridir!” diye.. Kafamızda oluşturduğumuz bu şablonu karşımızdaki konuştukça; ses tonuyla, okuduğu okul ve doğduğu şehir gibi öğrendiğimiz […]

Takintili kişiliğimiz

Takıntılı Kişiliğimiz

           Ah şu takıntılarımız! Aklımıza durduk yerde gelen, saçma olduğunu bilmemize rağmen yine de tekrar tekrar yapmaktan veya düşünmekten kendimizi alıkoyamadığımız hastalığımız. Yani takıntılı kişiliğimiz..        Adı gibi, bir şeye taktık mı takarız bir kere! Kafamız bir yere kilitlenir. O saatten sonra artık ne deseler boş.        Her birimizin farklı takıntıları vardır. Ama illaki vardır. Evden çıkmadan önce ocağı kapadım mı kapamadım mı? Arabayı kilitledim mi kilitlemedim mi? Ütünün fişini çektim mi […]

hayır diyemeyenler

Hayır Diyemeyenler ..

    Çoğu kez karşımızdakine  “Hayır” diyemeyiz. Karşımızdaki insan; sırf bizi sevsin, aman bize kırılmasın diye isteklerimizden çoğunlukla feragat ederiz. İçimizde kötülük yoktur, üzmek istemeyiz kimseyi aslında ama bütün bunlara rağmen yine de karşımızdakini memnun edemeyiz.    Maalesef irademiz zayıfsa, bizim kim olduğumuza başkaları karar verir. Nasıl düşüneceğimize, neyi yapıp neyi yapmayacağımıza  gibi. Bütün bu itaatkar davranışlarımız bizi o kadar bunaltır ki, bazen patlama noktasına gelip “ Sırf senin yüzünden…” li başlayan cümleler kurarız.. Sonra onlar için ne kadar fedakar olduğumuzu, nelerden […]

pazar sendromu

Pazar Sendromu

   Oldum olası sevmem Pazar gününü..Çünkü hiçbir şey yarının Pazartesi olacağı gerçeğini değiştirmez.      Pazar, bütün bir hafta beklediğin hafta sonu tatilinin bittiğinin işaretçisidir.    Cuma ve Cumartesi günü oraya buraya koşturursun, ama Pazar gününe geldin mi öylece kalakalırsın..     Sonraki günü ve yapılacakları düşünmek, zaten başlı başına sinir bozucudur..    Eskiden de böyleydi..Pazar günleri illaki o kazan kaynar,sırayla banyo yapılırdı. Ütü,çamaşır gibi bütün sevimsiz işler o gün vuku bulurdu.    Şimdilerde her ne kadar Pazar günü, kahvaltı ve […]

içimizdeki çocuk

İçimizdeki çocuk..

      Sizi bilmem ama ben içindeki çocuğu büyütemeyenlerdenim.       Öyle ki durduk yerde ortaya çıkar, kızar, küser ,gider.. Hele bir de çocukluğunuzu gerçekten yaşamamışsanız siz istemeseniz de bir yerden çıkar gelir.. ..O yüzden belki oyuncak mağazalarında hala arabalara , bebeklere gözümüzün ucuyla bakmamız..Bir şeyleri hala reyonlardan arayışımız.       Nedense en güzel anılarımız hep çocukluk anılarımız olmuştur. Herşeyiyle fazlasıyla doğal olduğumuz içindir belki.       Bir yerde okumuştum çocukların yetişkinlerden farkı ,kızgın oldukları şeyi ya […]