Çocukların sessiz ağlayışları..

Çocuğuyla oyun oynamayan annelere ve babalara ithafen..

Bu yazıyı yazmamı, Duru istedi. “Bir de böyle annelerin, babaların çocuklarıyla oyun oynamamalarını, “şu anda işim var, başka zaman yaparız demelerini yaz” dedi.

Vallahi tabiri caizse bu lafı da bana kapak oldu. Evet itiraf ediyorum, ben onunla hiç oynamıyorum. Onu hep geçiştiriyorum. Bazen kendimi zorluyorum, “Hadi, ben de şu Minişleri  seveyim.” diyorum. Biraz oturuyorum ama olmuyor, afakanlar basıyor. Oyun uzadıkça uzuyor. Benim çamaşırları asmam gerekiyor..

İşten de yorgun argın eve gelince, kendimi gerçekten pili tükenmiş bir oyuncak gibi hissediyorum. Işıklarım yanmıyor, konuşamıyorum, söylenilenleri anlamıyorum. Anlayamıyorum. Nihayetinde error veriyorum!!

Ama O, gerçekten içten bir şekilde bana bunu söyleyince, ne kadar da hatalı davrandığımı anladım. Şöyle bir internette gezinip, bu konu hakkında uzman psikologların neler söylediğini merak ettim..

Yazılanları okudukça, daha da üzüldüm. Çünkü çocuklarla iletişim kurmanın tek yolu onlarla oyun oynamakmış meğer. Ne bileyim ben! Çocukken benimle kimse oynamadı ki.. Çocuk dediğin kendi kendine bir köşede oynar diye biliyordum ben hep..

Oyun oynamak bana zor geliyor ya mesela, onun da bilimsel bir açıklaması varmış aslında. Bu da, çocukken beynimizin sadece sosyo-duygusal alanı gelişirken büyüdükçe bilişsel fonksiyonlarımızın da gelişiyor olmasıymış. Bu da özetle şu demekmiş. Onların hayal gücü varmış, bizim yokmuş. Dolayısıyla hayal edemediğimiz için o oyunun içine de bir türlü giremiyormuşuz. Giremediğimiz için de sıkılıyormuşuz. Onlar herhangi bir objeyi araba, ev ya da bebek niyetiyle hayal edip oynayabilirken, biz bunları dahi  düşünemiyormuşuz. Büyüdükçe, hayal gücümüz de bir o kadar  küçülüyormuş yani.

Doğru bak.! Mesela ben eskiden gökyüzünde bulutları seyrederken onları hep bir şeylere benzetirdim. Şimdi, “Yağmur yağacak mı acaba?” diye bakıyorum gökyüzüne..Çoğu zaman bakmıyorum bile. Baksam da artık bulutları bile fark etmediğimi, bunları yazarken anladım.

Çocuklara en basitinden “İnce giyinme, üşütürsün!” dememize rağmen  onların yine de ısrarla aynı şeyi yapıyor olmaları da bilişsel fonksiyonlarının tam gelişememesi ile ilgiliymiş. Sosyo-duygusal alanları baskın geldiği için bizim sözümüzü dinlemiyorlarmış. Olay, tamamen duygusalmış yani..

Çocuğumuzla oyunu, onun kurduğu oyunda, onun istediği karakter olarak oynamamız gerekiyormuş. Bu, oyunun kurallarını onun belirlemesi gerektiği anlamına geliyor. Aynı zamanda, oyunda sık sık onun kazanmasına izin verdiğimizde, özgüveninin gelişmesine de büyük ölçüde katkıda bulunuyormuşuz.

Biliyor musunuz? Oyunların çocuklar için iyileştirici ve terapi edici bir etkisi de varmış. Ben bilmiyordum..

Çocuğumuz kendi kendine oyun oynayınca mutlu oluyorduk, rahat bir nefes alıyorduk ya hani.. Ah! O, ne kadar da sakıncalıymış..

Çünkü kendi kendine oyun oynadığını sandığımız çocuklarımız, aslında sadece oyalanıyorlarmış. Hatta anne ve babasıyla iletişim kuramayan, duygusal ihtiyaçları giderilmemiş çocuklar bu eksikliği bastırmak için kendi başlarına oyun oynarlarmış pardon oyalanırlarmış. Tek kişilik oyalanma oyunu..

Agresif davranan çocukların nedeni de iletişim eksikliğindenmiş. O yüzden anneye babaya hırçın eylemlerde bulunurlarmış. Bu durum şımarıklığın değil de çaresizliğin bir göstergesiymiş aslında.

Çocuk, tek başına oyun oynadığı zaman, kendini görmezden gelindiğini hissedermiş, saldırgan tavırlar ya da gürültülü davranışlar sergileyerek dikkat çektiğini, ilgi duyulduğunu zannettiği için agresif davranırmış.

Çocuklarda görülen bu oyalanma davranışları, onların ilerleyen yaşlarında, mevcut problemleri çözmek yerine onlardan kaçmalarına neden oluyormuş. Duygusal kırgınlıklara daha açık hale geliyorlarmış.

çocukla oyun

 

 

Aslında farkında olmadığımız bir şey daha varmış ki, o da bu sayede çocukların hayal güçlerini, fikirlerini, liderliklerini, problem çözme yeteneklerini, özgüvenlerini en net bir şekilde görebiliyor olmamızmış. Bu sayede, çocuğumuzun geleceğini onun baskın olan özellikleriyle şekillendirebilme şansını yakalayabilmemizmiş.

Oyun oynama konusunu araştırırken benim en çok dikkatimi çeken şey, çocuğumuza vermek istediğimiz mesajları, ya da öğretmek istediğimiz şeyleri oyun yoluyla ona daha akılda kalıcı bir şekilde öğretebileceğimiz gerçeği oldu. Mesela evcilik oynarken, oyundaki kız çocuğu olup da “Hadi, yemekten sonra elleri yıkayalım, çünkü yemekten sonra eller yıkanır.” ya da araba oyunu oynarken trafik polisi olup “Kurallara uymadın. Kırmızı ışıkta geçtin. Sana ceza yazıyorum” gibi.

Bu oyun sürecinde, annelere olduğu kadar babalara da çok fazla işin düştüğü yadsınamaz bir gerçek. Öyle ki yapılan araştırmalara göre; babasıyla oyun oynayan çocukların, babası oyun oynamayan çocuklara oranla daha geniş bir hayal gücüne ve bilişsel beceriye sahip olduğu tespit edilmiş. Oyun deyip geçmemek lazımmış demek ki..

Oyun, neşeyi; neşe de sevgiyi beraberinde getiriyor galiba. O yüzden anne- baba olarak kendimizi iyi hissederek, o çok meşhur kaliteli zamanı çocuklarımızla oyun oynayarak geçirmek gerektiği mesajını kendi payıma aldım ben. Biz mutlu olalım ki, onlar da mutlu olsun.

Bu arada bu yazıyı yazmamı Duru istemişti demiştim ya..

Bu yazının başlığını da o söyledi.

Anne babalarıyla oyun oynamayan çocukları yaz.

Başlığı da “Çocukların Sessiz Ağlayışları” olsun dedi.

Çocukların sessiz ağlayışları..” üzerine 15 yorum

  1. Bilgecim çok faydalı bilgiler vermişsin çok güzel olmuş ellerine sağlık..Durunun da ellerine sağlık tabi..

    1. Teşekkür ederim. Onların farkındalık seviyeleri bizim düşündüğümüzden daha yüksek galiba. Ben de ondan geribildirim alıyorum.

  2. Ve bu yazıyı “en sonunda yalnız oynamayı öğrendi” dediğimde okudum. 😨Çocuğun okuldan gelmesini 4 gozle bekliyorum. Oynamamış gereken çok birikmiş oyun borcum var 😥

  3. Ben 2,5 yaşındaki çocuğumla sürekli oyun oynarım.Oyun yoluyla ona renkleri, şekillleri, sayıları,geri geri saymayı ,şarkı söylemeyi, alfabeyi öğrettim.”5 küçük maymun yatakta zıplıyor bir tanesi düşünce kaç tane kalıyor?” Şarkısını söyleyerek geri sayma ve çıkarmayı öğrendi. ( İngilizce versiyonu 5 little monkey jumping on the bed) bu şekilde oyunlarla matematiksel kavramları öğretebilirsiniz. Oyunun çocuğun bilişsel gelişiminde gerçekten de çok önemli bir rolü var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.