iyi yürekli çocuklar yetiştirebilme

İyi yürekli çocuklar nasıl yetiştirilir?

İyi yürekli çocuklar yetiştirebilme..

Hafta sonları, nerdeyse bütün zamanınızı çocuğunuzla birlikte geçirip, hemen hemen her isteğini yerine getiriyorsunuz ya da alıyorsunuz.

Ama ne yaparsanız yapın, onun gözü hala almadığınız o boya kalemlerinde kalıyor.

Artık, buna bir son vermenin zamanının geldiğini düşünüp “Hayır!” diyorsunuz.

Bu sefer de ağlamaklı sesiyle “İstediğim hiçbir şeyi almıyorsun!” diye sızlanmaya başlıyor.

O an, gözüne dizine dursun diyeceğiniz geliyor..

Öyle ya, sanki siz kendinize o vitrinde gördüğünüz gömleği alabildiniz mi?

Onun yerine, sırf o mutlu olsun diye, en fazla bir saat oynayacağını adınız gibi bildiğiniz, şu oyuncağı aldınız.

Evde de benzer durumların yaşanıyor olduğundan şüphem yok.

En basitinden, mutfaktan su getirmesini ya da odasını toplamasını istediğiniz zaman, bunları yapmayacağını söylüyor değil mi?

Üstüne üstlük “Ben, herşeyi yapmak zorunda mıyım?”  diye bir de size atarlanıyor. Ufflar pufflar başlıyor.

E bu kadarı da fazla ama. Özrü, kabahatinden büyük. Nihayetinde siz de insansınız ve fazlasıyla yıldınız. Çığrınızdan çıkmış bir şekilde, bu seferde siz başlıyorsunuz bağırmaya, çağırmaya..

 

iyi yürekli çocuklar yetiştirebilme

Bunlar, pek çok ailenin özellikle de, yeni jenerasyon anne babanın sıklıkla karşılaştığı şeyler.

Çocukların bu davranışlarını, nasıl sonlandıracağımızı bilemediğimiz gibi, zihinlerinden geçenleri de tahmin edemiyoruz.

Ama bir yerde çok büyük bir yanlış var. Bunu biliyoruz.

Aslında, onların bu hale gelmesine de biz neden oluyoruz .

Doğdukları andan itibaren, onları o kadar “ben merkezli” yetiştiriyoruz ki, kendilerinden başka kimseyi düşünmeyen bireyler haline geliyorlar.

Diğer insanların, ne düşündüğü ya da neler hissettiği umurlarında bile olmuyor.

Aslına bakarsanız, sadece kendini düşünme ve olaylara sadece kendi açısından bakabilme yetisi büyük ölçüde bizde de var.

E,  biz de kaza yaptığımızda ya da herhangi bir şeyi kırdığımızda, kabahati her seferinde, hep başkalarında aramıyor muyuz?

“Onun beni görmesi gerekirdi.” “Onun yüzünden oldu bu kaza.” Ya da “O bardağı oraya kim koydu?” “Oraya, o bardak koyulursa elbette düşer!” gibi cümlelerle, illaki çuvaldızı kendimize, iğneyi başkasına batırmıyor muyuz?

Haliyle, çocuklar da bizden öğrendikleri bu davranış ve bakış açısı sayesinde birer çuvaldız olup dikiliyorlar karşımıza..

Çocuklarımıza aldıklarımız ve yaptıklarımız, bir süre sonra onlar için o kadar sıradan bir hale geliyor ki, zaten olması gereken bunların var olmasıymış, ya da yapılmasıymış gibi düşünmelerine neden oluyor.

Onun çorabını giydirmemiz, yemeğini yedirmemiz, hatta o istemeden aldığımız oyuncaklar ya da kalemlerin varlığı, onun için birer alışkanlığa dönüştükçe de bu kısır döngü devam ediyor.

Hatta bazen, onlara sormadan aldığımız herhangi bir şeye bile burun kıvırıp, “Bunun başka rengi yok muydu?” diyebilecek kadar da ileri gidebiliyorlar.

Onların bu şekilde konuşmasını da yine bizim davranışlarımızın cesaretlendiriyor olduğunu unutmamak lazım.

iyi yürekli çocuklar yetiştirebilme

Okulda ya da çevrede, pahalı elektronik eşyaları kullanan, ya da pahalı kıyafetler giyen diğer çocukları gördükçe, bütün bunlara sahip olmak çocuklara normal bir şeymiş gibi geliyor.

Ama onların farkına varması, bizim de üzerine basa basa farkına vardırmamız gereken şey, bunların normal olmadığı.

Benim kızım da, son günlerde akıllı cep telefonu istiyorum diye tutturuyor.

Ona, bu yaşta ihtiyacının olmadığını, şu anda herkese zaten istediği zaman ulaşabileceğini söyleyerek almayacağımızı bildirmemize rağmen, bizi anlamadığını görüyorum.

Gerekçesi de, “Ama herkesin var; bir tek benim yok !”

Bu son derece anormal durum, çevrelerinde gördükleri örneklerle onlara  normalmiş gibi geliyor. Hatta olması gereken bir olguya dönüşüyor.

Gerekli- gereksiz  fazlasıyla aldığımız her şey, onları şımarık, bencil, dediğim dedik biri haline getiriyor. Onları, dünyadan bir haberi olmayan ve büyük ihtimalle ileride, hayata atıldıklarında da kendilerini sudan çıkmış balığa dönmüş gibi hissedecek olan bireylere kendi ellerimizle dönüştürüyoruz.

“Odanı toplarsan, sana şu kadar para veririm.” ya da “Uslu durursan, sana şunu alırım.” diye yaptığımız her pazarlıkta, çocuk artık sorumluluklarını yapmak yerine, yapacağı şeyin bu paraya değer mi değmez mi kısmına odaklanıyor.

En kötüsü de, gittikçe her şeyi karşılık bekleyerek yapan insanlar haline geliyorlar.

Zamanla, bizimle kurdukları ilişkileri de çıkar- yarar ilişkisine dönüşüyor. “Bunu yaparım ama sen de bana onu yaparsın.” gibi karşılık bekleyerek yapılan her hareket, onları fazlasıyla doyumsuz hale getirdikçe, kurulan ilişkiler de ne yazık ki, karşılıklı alışverişten öteye gidemiyor.

Çocuklarımızı “Ne yaparsan, kendine yaparsın” bilinciyle yetiştirmemiz lazım.

 

iyi yürekli çocuklar yetiştirebilme

Çocuğumuzun nasıl biri olacağı, bizim onu nasıl yetiştirdiğimize bağlı olarak değişiyor. Çocuk da, tıpkı bir hamur gibi, ona nasıl şekil verirsen, öyle pişiyor.

Elbette pek çok insan, çocuğunun iyi yürekli olmasını istiyor.

İyi yürekli çocuklar ise,

Elindekilerle yetinerek, şükretmeyi bildiklerinde,

Yalnızca kendini düşünmeden, empati kurarak, diğerlerini de düşünebilme yetisini kazandıklarında,

Kendilerinden başka bir dünyanın da var olduğu bilincine ulaştıklarında,

Sahip olduklarını, ihtiyacı olanlarla bölüşebilme erdemine eriştiklerinde,

Bazı şeylerin karşılık beklemeden, sadece iyilik olsun diye yapılabileceğini anladıklarında, yetişmiş oluyor.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.