iğne oyası

Teyzemin iğne oyaları

İnce dantel iğne oyaları

Tam bir el emeği, göz nurudur iğne oyaları. Yapılışı bir o kadar zor ve sabır gerektiren bir uğraştır.

İğne oyaları, zarif kadınların zarafetli simgesidir. İliştirildikleri yerde ince bir sızı gibi titretir, hem yüreği hem de gözleri.

Benim çok marifetli ailemin –ben hariç- nadide bir üyesi olan teyzemin, iğne oyalarına baktık bu hafta sonu. Önceleri çeyiz olarak daha çok havlu ve yazma kenarlarında gösterirdi bu hünerini. Şimdilerde ise, yaptığı iğne oyalarını kendince modernize etmiş, broş, küpe, bileklik, kolye gibi aksesuarlar yaparak değerlendirmiş.

Her birini kendince biçimlendirerek, adeta hepsine kendinden birer parça ruh üflemiş.

 

iğne oyası

Her bir oyanın motifine ve renklerine, o anki duygu durumuna göre karar vermiş teyzem.

Bazen halinden hoşnut olmuş, rengarenk küpeler yaparak sallandırmak istemiş kulaklardan oyalarını.

Bazen de süslü kolyelerle sarmak istemiş sevdiklerinin boyunlarını.

Kimi zaman içine attıklarını, hüzünlü bir broşa kondurmuş.

Kimi zaman da, içi sıkılmış, tamamlamadan bir köşeye bırakmış onları.

 

iğne oyası

Bana göre, iğne ile kuyu kazmaktan farksız olan iğne oyası motifleri, tek kelimeyle azmin zaferi. Azmin sonunda ortaya çıkan sonuç ise, fazlasıyla hayret verici.

Oya, iğne ile atılan düğümlerin birleşmesiyle şekillenmeye başlıyor.

Zor ve meşakkatli bu sürecin en önemli özelliği ise, düğümlerin sıkı olmasının gerekliliği. 

Çünkü, iyi atılmayan ve gevşek düğümlerle yapılmış bir oyanın hiçbir anlamı olmadığı gibi, güzel ve sert durmadığı da bilindiği üzere aşikar.

Bu yüzden, iğne oyasında marifet düğümlerdedir. Düğümleri iyi sıkmak gerekir.

Şayet, yanlış düğüm atıp da ipin ucunu kaçırırsanız, motifiniz  düğüm düğüm olup öylece avucunuzda kalır.

İlmek kaçtı mı bir kere, sil baştan, yeniden başlamak icap eder.

İnsanın içine oturmuş düğüm gibi, yutkunup, bir gayret yine nakşetmek gerekir. Zaten asıl mesele de, düğümleri sabırla, nakış gibi işleyebilmektir.

 

iğne oyası

Aynı hayat gibi.

Çünkü, her bir hayat da, nakış gibi işler bir ömre kendini.

Rengimiz, düşüncelerimiz, dilimiz, inançlarımız, hissettiklerimiz ne olursa olsun, her bir hayatın kendine mahsus rengi, deseni vardır. Kimi rengarenk motiflerle süsler kendini, kimisi de sade bir desen olsun ister; öyle boylu boyunca uzansın yeter der.

Hayatımıza dokunan her bir renk, her bir desen, her bir ilmek değiştirir önce görüntümüzü. Sonra da, ince eleyip sık dokumayı adet edindiğimiz o kendimize has özümüzü.

İlham aldıkça her yeni günden, renkten, çiçekten, güneşten, yeşilden, maviden, insan da değiştirir içindeki kanaviçeleri. Eline batan iğnelere aldırmaksızın, artıra eksile tamamlamaya gayret eder eserini.

 

iğne oyası

Teyzemin oyalarını sakladığı vitrine bir göz gezdirdim de, düğümlenmiş  günler, geceler düşünceler, yaşanmışlar, yaşanmamışlıklar, yaşanılmayı bekleyenler ve  bir de birbirine düğümlenmiş oyalar…

Hepsi yan yana dizilmiş, seyrediyor onu..

Onun da vitrinde gördüğü, bir ince sızı, bir de iğne oyası..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.